EN

Haberler

35 MM MODERNİZE ÇEKİLİ TOP VE ATEŞ İDARE CİHAZI İLE KAZANILAN YETENEKLER

Kamuoyunda da son zamanlarda sıkça gündeme gelmekte olan hava savunma sistemleri, muhabere alanlarında kritik öneme sahip ve oyun değiştirici nitelikte savunma unsurlarıdır. Hava savunma sistemleri, farklı tehdit unsurları tarafından farklı senaryolarda yaratılabilecek her türlü tehdide karşı savunma yapabilmek için bir komuta kontrol şemsiyesi altında katmanlı bir yapıda görev yapmaktadır. Tasarım aşamalarından seri üretime varan bir başarı serüveninin anlatıldığı bu yazıya konu olan Ateş İdare Cihazı (AİC) ve 35 mm Modernize Çekili Top (MÇT) sistemleri, bu yapının en alt katmanında yer alan kritik alçak irtifa hava savunma sistemleridir.

Hava savunma sistem mimarileri içerisinde son teknoloji mühendislik çözümlerini içeren birçok alt sistem bulunmaktadır. Gerek her bir alt sistemin milli imkânlar ile geliştirilmesi gerek alt sistemlerin birbirleri ile etkileşim halinde görevlerini yerine getirmelerinin sağlanması için bu alanda teknolojik derinliğe sahip olmak gereklidir. ASELSAN, haberleşme sistemleri ile başladığı ulusal savunma sanayii seferberliğinde milli hava savunma sistemlerinin geliştirmesini de hedeflemiş; bugün hava savunma sistemleri alanında otuz yılı aşkın tecrübeye ve pek çok ürün ve sisteme sahip hale gelmiştir.

Bu süreçte önemli dönüm noktalarından birisi de 2000’li yılların başlarında TSK envanterinde yer alan 35 mm çekili hava savunma sistemlerinin modernize edilmesi ihtiyacının gündeme gelmesi oldu. Bu amaçla mevcut sistemlerin üretici firması ile uzun görüşmeler yürütüldü; ancak modernizasyonun ortak üretim ve teknoloji transferi ile yapılması konusunda üretici firma ile fikir birliğine varılamadı. Üretici firma, kritik bileşenlerin üretimlerinin Türkiye’de yapılmasına ve Türkiye’ye kritik teknolojilerin transfer edilmesine yanaşmıyor ve katma değeri düşük iş paketleri öneriyordu. Firmanın bu dayatmalarının arkasında Türkiye’nin söz konusu modernizasyonu yapmak konusunda kendilerine mecbur olduğu inancı yer alıyordu. Modernizasyon kapsamında ihtiyaç duyulan; akıllı mühimmat, radar, elektro-optik, atış kontrol, komuta kontrol ve yazılım gibi birçok kritik teknolojiyi Türkiye savunma sanayisinin Türk mühendisleri ile ortaya koymasına imkânsız gözü ile bakılıyordu.

Bu bakış açısı ile üretici firmanın Türkiye’nin taleplerine yanaşmaması üzerine kritik karar alındı. Modernizasyon projesi ASELSAN ana yükleniciliğinde Türk mühendisliği ile yapılacaktı. Birçok kritik teknolojinin geliştirilip, sistemler sistemi olarak tanımlanan bu kritik sistemlerin üretimlerinin yapılmasını içeren sözleşmeye 2010 yılının Mart ayında imzalar atıldı.

Sözleşme kapsamında TSK envanterinde mevcut olan 35 mm çekili hava savunma topları modernize edilecek; topların atış ve komuta kontrolünü gerçekleştiren yeni bir AİC sistemi geliştirilecekti. Bu sistem tasarımlarının yanı sıra 50.000 g şok ve 75.000 rpm dönü altında çalışabilen, atış şoku ile kendi elektrik enerjisini üretebilen ve namlu ağzından 1000 m/s hızla çıkarken temassız şekilde programlanabilen 35 mm akıllı parçacıklı mühimmat geliştirilmesi de zorlu bir meydan okumaydı.

Mevcut sistemler kullanmakta oldukları klasik mühimmat ve eski teknolojiler nedeniyle yalnızca savaş uçakları ve helikopterlere karşı etkinlik sağlayabilecek seviyedeydiler. Bu etkinliği de ancak tehditlerin etkili menzillerine girmeleri halinde sağlayabiliyorlardı. Ancak günümüz muhabere sahasında, uçak ve helikopterler mevcut hava savunma sistemlerinin etkili menzillerine girmeden, havadan karaya füzeler ya da seyir füzeleri gibi daha zorlayıcı daha küçük ve hızlı tehditleri ateşleyebilir yetkinliğe sahipler. Benzer şekilde çok küçük boyutlarda insansız hava araçları ile de hava taarruzlarının gerçekleştirildiği birçok muhabere sahasında gözlemlenmiş bir gerçek.

Mevcut 35 mm çekili topların bahsi geçen zorlu yeni nesil tehditlere karşı etkili olması için hem modernizasyon projesinin hem de akıllı parçacıklı mühimmatın başarıyla geliştirilmesi hayati öneme sahipti. ASELSAN ve tüm paydaşları bu hayati önemin bilincinde, yapılamaz deneni yapmak motivasyonu ile yerli ve milli kritik bir sistemin geliştirilmesine imza atmak amacıyla bu zorlu serüvene çıktı.

Zorlu ve yoğun geçen tasarım döneminde yapılan mühendislik çalışmaları neticesinde ortaya çıkan ilk prototip denemeleri için birçok atışlı test yapılması gerekiyordu. Bu amaçla proje ekibinin yeni ikametgahı Konya Karapınar’da bulunan MSB Atış, Test Değerlendirme Grup Komutanlığı (A.T.D.G.K.’lığı) atış alanı olmuştu. Atışlı testler yalnızca mesai saatlerinde olsa da sistemler üzerindeki çalışmalar gecenin geç saatlerine kadar sürüyor hatta zaman zaman atış alanında güneşin doğuşu bile karşılanıyordu.

Bu yoğun, zorlu ve yıpratıcı süreçte, proje ekibi mesai arkadaşından ziyade mühendislik savaşında çarpışan bir cephe arkadaşı olarak çalışıyordu. Bu süreçte birçok başarısız, olumsuz ve umut kırıcı sonuçların alındığı mühendislik testleri ve denemeleri de yaşandı. Ancak ekip başarıya ulaşacakları inancını kaybetmeden yorulmak bilmeden yeni çözümler bulmak için çalışmaya devam ediyordu. (Bu süreçte yaşanılan acı, tatlı, stresli, gergin ve neşeli birçok anının yeri tüm ekip üyelerinde paha biçilemez bir kıymete sahiptir.)


Uzun süren yoğun çalışmalar neticesinde başarılı test sonuçlarına ulaşılan ilk prototipler ile SSB, TSK ve MSB temsilcilerinin de katıldığı heyet ile birlikte gerçek taarruz senaryosunun test edileceği zamana yaklaşılmıştı. Daha önce sistemleri oluşturan alt sistemlerin ya da mühimmat atışlarının testleri heyetle birlikte icra edilmiş olsa da ilk defa tüm sistemin gerçek bir taarruz senaryosunun altında testinin yapılması planlanıyordu.

Bahsi geçen test senaryosunun nasıl yapılacağı hususunda gerçekleştirilen çok sayıda istişareler neticesinde, test senaryosunun hem küçük boyutlarda hem de çok yüksek hıza sahip bir hedef ile havadan karaya füze saldırısını canlandıran nitelikte olmasına karar verildi. Bu amaçla yapılan araştırmalar sonucunda AIRBUS firmasının DT45 isimli jet motorlu yüksek hızlı hedef uçağının kullanılmasına karar verildi. Zorlu test senaryosu kapsamında; düşman hava kuvvetlerinin, hava savunma menziline girmeden savaş uçaklarından ateşlediği seyir füzesinin/ havadan karaya atılan füzelerin canlandırılması planlandı. Bu doğrultuda; kullanılabilecek emsal füzelerden daha küçük boyutta olan ve 200 m/s hıza ulaşabilen DT45 hedef uçağı, AİC ve MÇT sistemlerinin konuşlandığı bölgeye bir füzeymişçesine taarruza geçecek ve AİC-MÇT sistemlerinin ATOM mühimmatı ile DT45 hedef uçağını havada vurarak imha etmesi gerekecekti.

Bahsi geçen test senaryosu 1 Aralık 2015 tarihinde geniş katılımlı bir heyet ile birlikte Konya Karapınar’da bulunan MSB Atış, Test Değerlendirme Grup Komutanlığı (A.T.D.G.K.’lığı) atış alanında başarıyla icra edildi. Hedef uçağın vurulduğu an, heyet ve proje ekibi tarifi mümkün olmayan bir sevinç ve gurur yaşıyordu. Hedef uçağın başarılı şekilde vurulması ile sadece zorlu bir testte başarılı bir sonuca ulaşılmamış, “yapamazsınız, başaramazsınız” denilen meydan okuma Türk mühendisleri ile başarılmıştı. Heyet ve ekip üyelerinin gözlerinde görülen sevinç gurur ve gözyaşı bu büyük başarının temsiliydi.


Başarılı testlerin ardından ilk prototiplerin üretimleri tamamlanarak, 2016 yılının Ağustos ayında AİC, MÇT Sistemleri ve ATOM mühimmatı TSK envanterine kazandırıldı. Şimdi ise zamanında kendilerine mahkum olduğumuzu düşünen ve onlar olmadan modernizasyonu ve mühimmatı geliştiremeyeceğimize inanan yabancı üretici temsilcilerinin önüne gururla çıkılacaktı.

2017 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarına (IDEF) ASELSAN olarak AİC-MÇT sistemleri, ATOM mühimmatı, atış yapılan şahit plaka ve 1 Aralık 2015 test videosu ile geniş kapsamlı katılım sağlandı. Söz konusu yabancı üreticinin temsilcilerinin de katıldığı bu fuarda gövde gösterisi yapma sırası Türk mühendisliği ve savunma sanayiinindi.

Bu başarı serüvenin neticesinde ortaya çıkan AİC-MÇT sistemleri ve ATOM mühimmatının seri üretiminin gerçekleştirilerek, TSK envanterindeki tüm 35 mm çekili hava savunma takımlarının modernize edilmesi amacıyla 2017 yılı Aralık ayında seri üretim sözleşmesi imzalandı. Mevcut durumda AİC-MÇT sistemleri ve ATOM mühimmatı teslimatları yoğun şekilde sürüyor.

2020 yılına gelindiğinde ise HİSAR A+ Füze Fırlatma Sistemi AİC-MÇT sistemlerine entegre edilerek, füze ile önleme kabiliyeti kazandırıldı ve katmanlı hava savunma yapısı kuruldu. 11 Aralık 2020 tarihinde gerçekleştirilen harp başlıklı kabul atışlı testinde sistemin maksimum menzil ve irtifada etkinliği yüksek hızlı hedef uçağın başarılı bir şekilde imhasıyla gösterildi. Dünyada az sayıda ülkenin sahip olduğu ve stratejik öneme sahip hava savunma alanında, bir kez daha Türk mühendisliği bu başarıyla haklı gururu yaşadı. İlk parti füze fırlatma sistemleri (FFS) 2021 yılı başında envantere girdi. FFS-AİCMÇT Sistemleri ülkemizin hava savunmasında kritik görevler üstlenmekte.

Türk mühendisliğine ve Tük savunma sanayiine duyulan güven ile çıkılan bu zorlu serüven neticesinde TSK envanterine emsallerine göre daha üstün teknik kabiliyetlere sahip, yerli ve milli sistemler daha düşük maliyetlerle kazandırıldı. Bu sistemlerin kazanılmasının yanı sıra gelecekte ihtiyaç duyulacak yeni savunma sistemlerinin geliştirilmesi için kritik mühendislik ve teknoloji birikimi kazanıldı. Kazanılan bu tecrübeler, yapılamaz deneni yapma yolunda çıkılacak yeni serüvenler için sahip olunan güven ve cesareti de artırdı.

Türk mühendisliğine inanan ve bu zorlu serüvende emeği geçen tüm paydaşlara saygı ve minnetle…

Son Eklenen Haberler